Hiç kendinizin ya da başka bir insanın verdiği tepkiyi aşırı bulduğunuz olmuş mudur?  Hani etkinin, tepki karşısında masum kaldığı bir durum. Bir söz, davranış, mimik ya da hata karşısında öyle aşırı bir tepki oluşur ki sanki yer yerinden oynar. Tepkiye maruz kalan(lar) o anda neye uğradığını şaşırır(lar). Vicdanlıysa, tepkiyi veren kişi de, sakinleştiğinde tepkisini anlamlandırmakta zorlanır.

Bu tepkiler, bazen bir arkadaşa, bir dosta, bir yakına ya da bazen anneye, evlada ya da eşe gösterilebilir. Bahse konu kişilerden birinin haklı ya da haksız bir etkisi (söz, mimik, davranış, tutum vb.) tepkiyi verenin bamteline dokunur adeta. Ruhun derinliklerinde öyle bir noktaya dokunulmuştur ki; görünen tepkinin deprem etkisinde olması kaçınılmaz olmuştur. Çoğu zaman bu tepkiler önlenemeyen öfke patlamaları olarak tanımlanır.

Peki neden orantısız tepkiler veriyoruz ya da veriliyor?

Hepimizin hayatında çocukluğumuzdan itibaren devam eden yaşantılarımız vardır. Bu yaşantıların bazıları bize hoş gelen, olumlu duygular yaşatan, keyif veren yaşantılarken; maalesef bazıları canımızı yakan, olumsuz duyguları anımsatan, nahoş diyebileceğimiz yaşantılardır. Psikolojide özellikle şiddetli ve yıkıcı etkileri olan bu tarz yaşantılara travmatik yaşantılar denir. Çoğumuzun geçmişi maalesef bu tarz travmatik yaşantılarla ve bunlara bağlı olarak zihinlerimiz travmatik anılarla doludur.

Bu yaşantı ve anıların ruh dünyamızda duygusal karşılığı vardır. Birisi ya da birilerinin bize travmatik etkide bulunmasına bağlı olarak ruh dünyamızda duygular gelişir. Maalesef zaman içerisinde her benzer yaşantıda benzer duygular yaşanılmaya devam edilir. Örneğin her ihmal edildiğimizde -ki ihmal eden, babamız, annemiz, çevremizdeki bir başka kişi olabilir- değersizlik duygumuz o yaşantıyla birlikte ruh dünyamızda yerini alır. Yaşantımızda bu ve benzeri yaşantılar canımızı o kadar çok yakar ki; değersizlik duygumuz her geçen gün daha bir derinleşir ve bizim üzerimizdeki etkisi o kadar çok acı verici olur.

Geçmişte çözemediğimiz, tahliye edemediğimiz bu olumsuz ve çoğu zaman yıkıcı duygular ruhumuzun derinliklerinde bastırılmış olarak yerini alır. Özellikle bu yaşantılara neden olan kişi ya da kişilere kendimizi ifade edemememiz, tepkimizi makul düzeyde veremememize bağlı olarak bu etki ve olumsuz duygularımız birikmeye ve bizi rahatsız etmeye devam eder.

Biraz kendimizi ifade edebildiğimiz ve oluşan etkilere tepki vermeye başladığımızda bir nevi geçmişin de hesabını görmeyi (çoğu zaman) farkında olmadan tercih ederiz. Eşimiz ya da çevremizdeki bir kişinin tepkimize göre masum etkisi karşısında şaşırtıcı bir tepki gösteririz. Aslında verdiğimiz tepki sadece o anki muhatap olduğumuz kişiye değil; aynı zamanda hesaplaşamadığımız geçmişimizdeki kişi ya da kişilere karşı da bir tepkidir. Örneğin babamıza geçmişte veremediğimiz tepkiyi içinde bulunduğumuz zamanda eşimize veriyoruzdur da farkına varmıyoruzdur.

Bir ihmal davranışı tüm zamanların ihmal davranışlarının yerini; ihmal eden kişi de yaşamımızda ihmal eden herkesin yerini almıştır. Ya da bir eleştiri ve eleştiren kişi; yaşamımızdaki tüm eleştirilerin ve eleştirenlerin yerini almıştır, ruh dünyamızda. Bu bizim için bir nevi kendimizi ifade etmek, çığlığımızı duyurmak, yeter artık demek için bulunmaz bir fırsattır. Bu fırsatı o kadar derinden kullanmak isteriz ki, muhatabımızı ve bazen bizi şaşırtan o aşırı tepkiyi ortaya koyarız. Ortaya koyduğumuz bu tepki aslında, tüm yaşantımızda o duyguyu bize yaşatan herkese gösterdiğimiz total bir tepkidir.

Peki sağlıksız olan ve çoğu zaman tepki sahibini de şaşırtıp pişmanlık duymasına neden olan bu tepki nasıl daha sağlıklı ve makul seviyeye çekilebilir?

Öncelikle gerçekten daha sağlıklı, huzurlu, dingin, mutlu yaşamak isteği konusunda bir karar vermek ve bu konuda emin olmak gereklidir. Çünkü şaşırtıcı bir şekilde bazen bu konuda kararsız insanlarla karşılaşabiliyoruz. Daha sonra kendimize yeterince vakit ayırmak, kendimizi ve ruh dünyamızı dinlemek çok kıymetli bir aşama olacaktır. Projektörü kendi ruh dünyamıza çevirebildiğimizde bizi, yaşantımızı ve ilişkilerimizi etkileyen, yönlendiren duygularımızı fark etme ve gözlemleme fırsatını bulabiliriz.

Özellikle ruhumuzun derinliklerinde hayatımızdaki temel duygularımızı fark ettikçe; bu duygularımızın kaynağı olan yaşantı ve anılarımızı, bunların ilişkilerimize yansımalarını fark etme fırsatlarını yakalayabiliriz. Örneğin eşimize verdiğimiz tepkinin aslında babamız ya da annemize de veremediğimiz bir tepki olduğunu ya da çocuğumuza verdiğimiz tepkinin aslında çocukluğumuzdaki bir başka insana veremediğimiz tepkiyi de içerdiğini fark etmek gerçekten şaşırtıcı olabilir.

Bu farkındalıklar oluştukça yapmamız gereken özellikle suçluluk ya da suçlayıcılığı tercih etmek yerine geçmişimiz ile bugünümüz arasında sağlıklı sınırlar oluşturma çabası içine girmektir. Böylece örneğin, eşimiz ve babamızın aynı bireyler olmadığı ve her etkininin kendi özelinde ele alınması gerektiği gerçeğiyle ilerleyebildiğimizde total ve şaşırtıcı tepkiler yerine daha orantılı, sağlıklı tepkiler vermeye başlayabiliriz.

Ne dersiniz gerçekten daha sağlıklı tepkiler vermek ve daha huzurlu olmak istiyor musunuz?

Mahmut Aydın

Uzman Psikolojik Danışman